*
Organik Tarım Nedir ?
*
Doğal Ürün Nedir ?
*
Doğal Ürünlerin Faydaları
*
Neden Doğal Ürün ?
*
Çiftliğimiz Hakkında
*
Çiftliğimde Yetiştirdiklerim
*
Projelerimiz
*
Bölgemiz Hakkında
*
Bölgesel Bitki Örtümüz
*
Köyümüz
( Margaz - Üzümlü )
*
Doğal Beslenme
*
Sağlıklı Beslenme
*
Dengeli Beslenme
*
Zeytin Yağı Yapımı
*
Zeytin yağı Sabunu Yapımı
*
Üzüm Pekmezi Yapımı
*
Harup Pekmezi
Yapımı
*
Nar ekşisi ( Nerdek ) Yapımı
*
Bestel ( Yarmaç
) Yapımı
*
Şarap Yapımı
*
Evde Şarap Yapımı
*
Adaçayı Yetiştirmek
*
Ayva Yetiştirmek
*
Ceviz Yetiştirmek
*
Erik Yetiştirmek
*
İncir Yetiştirmek
*
Keçi Boynuzu Yetiştirmek
*
Kekik Yetiştirmek
*
Menekiş
Yetiştirmek
*
Mersin Yetiştirmek
*
Nar Yetiştirmek
*
Pepino
Yetiştirmek
*
Turunçgil
Yetiştirmek
*
Üzüm Yetiştirmek
*
Zeytin Yetiştirmek
*
Fidan Nasıl Dikilir
*
Ağaçlarda Budama
*
Ağaçlarda Aşılama
*
Bitkisel Tedavi Nedir ?
*
Burkulmada Bitkisel Tedavi
*
Kanserde Bitkisel Tedavi
*
Menopozda Bitkisel Tedavi
*
Migrende Bitkisel Tedavi
*
Romatizmada Bitkisel Tedavi
*
Şekerde Bitkisel Tedavi
*
Tansiyonda Bitkisel Tedavi
*
Tarımın Tarihi
*
Seracılık
*
Gübre Nedir ?
*
Hayvansal Gübreler
*
Organik Gübreler
*
Kimyasal Gübreler
*
Bitkilerde İlaçlama Nedir ?
*
Kimyasal İlaçlama
*
Organik İlaçlama
*
Ev Yapımı Bitki İlaçları
|
|
Üzüm
Yetiştirmek , Bağcılık , Asma Yetiştiriciliği |
|
|

1. Yer
kürenin bağcılık için en elverişli iklim kuşağı üzerinde bulunan
Türkiye, asmanın gen merkezi olmasının yanı sıra, son derece eski ve
köklü bir bağcılık kültürüne sahiptir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi,
Türkiye'nin Ege ve Akdeniz bölgelerinden sonra en çok üzüm üreten
bölgesi olup, ülke üretiminde yaklaşık % 10'luk paya sahiptir.
Yurdumuzda ihraç edilen ürünlerimiz arasında olan üzümün besin
değeri yüksek olup, yapılan araştırmalara göre A, B, B2 ve C
vitaminleri vardır. Üzüm sofralık tüketim dışında kurutmalık,
şaraplık, şıralık ve konservelik olarak da tüketilebildiğinden yılın
her ayı beslenmede kullanılmaktadır. Son yıllarda üzüm yaprağı ihraç
edilerek de gelir elde edilmektedir. Bu nedenle ülkemizin en büyük
yatırımlarından biri olan Güneydoğu Anadolu Projesinin Bölgemizde
yer alması nedeniyle, her konuda olduğu gibi bağcılık konusunda da
teknik ve geliştirmeye yönelik çalışmalara başlanılmıştır.
. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ
İklim İsteği
Bağcılıkta başarının temel şartı bağ kurulacak yörenin iklim ve
toprak faktörleri ile asmanın çok iyi bir uyuşma içinde olmasını
temin etmektir. Bu nedenle bir yere bağ tesis ederken iklim, toprak,
mevki - yön, anaç ve çeşit seçimi gibi unsurları iyice etüt etmek
gereklidir.
Asma gelişme devresi oldukça uzun olan bir bitkidir. Günlük ısı
ortalaması 10oC yi bulunca gelişmeye başlar ve sonbaharda ısı
ortalaması bu derecenin altına düşünceye kadar gelişmesini sürdürür.
Her üzüm çeşidi meyveleri iyi bir şekilde olgunlaştırmak için
belirli bir ısı toplamına ihtiyaç gösterir. Bağ kurulacak bölgenin
yıllık aktif sıcaklık toplamının en az 1600 oC derece olması
gerekir. Rantabl bağcılık yapabilmek için, yıllık ortalama sıcaklık
9-21 oC ve sıcak aylar ortalaması 17-20 oC olmalıdır. Candolle
asmanın gelişmesi için bir vegetasyon devresinde 2900 oC sıcaklık
toplamına ihtiyaç olduğunu bildirmektedir. Erken olgunlaşan
çeşitlerde tam çiçeklenmeden olgunluğa kadar geçen sürede 1600-2000
oC, geç olgunlaşanlarda ise 3000 oC ya da daha fazla sıcaklık
toplamına ihtiyaç bulunur.
Asmanın kökleri derinlere gittiği için diğer bitkilere oranla daha
az yağış alan yerlerde de yetişebilir. Yıllık yağış miktarı yanında,
yağışın dağılımı bağcılık bakımından çok önemlidir.
Kış aylarında ve ilkbahar başlangıcında düşen yağmurlar asma için
çok yararlıdır. İlkbaharın son döneminde ve yaz başlangıcında devam
eden yağışlar özellikle mantari hastalıkların artmasına sebep
olduğundan bağcılık yönünden sorunlar yaratmaktadır.
Bağcılıkta iklim faktörleri çok önemlidir. Şayet bir yerde ilkbahar
donları omcaların sürgün sürme zamanına kadar devam ederse, yeşil
aksam, -1, -2 oC nin altındaki ısıdan zarar göreceğinden bağ hasara
uğrar. Sonbaharda erken gelen donlar da odun kısmının iyi
odunlaşmasına engel olarak genç omcaların kurumasına sebep olur.
Rüzgarların bağlara çok etkisi vardır. Diğer iklim faktörleri müsait
olmak şartıyla rüzgarlardan korunmuş yerler bağcılığa daha
elverişlidir.
Uzun yılların gözlemlerine dayanarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde
bağın iklim isteklerinin istenen düzeyde olduğunu, ilkbahar ve
sonbahar geç donlarının bölge bağcılığında bir sorun oluşturmadığı
söylenebilir.
Toprak İsteği
Asma kökleri derine giden bir bitkidir. Bu yüzden yumuşak dokulu
topraklardan hoşlanır. Bağlar yazları kurak veya az yağışlı yerlerde
en iyi geliştiğinden bağ toprağının derin ve su tutma kapasitesinin
yüksek olması istenir. Toprak yapısı köklerin gelişmesine müsait
olduktan sonra fakir topraklarda bile yetişir. Yerli asmalar kendi
kökleri üzerinde yetiştirildiğinde topraktaki kirece oldukça fazla
tolerans gösterirler. Fakat, Amerikan asma anacı kullanılması
gerekirse, toprak seçimine dikkat edilmesi gerekir.
Bölgemizde, su geçirir olmak şartıyla killi topraklar çok verimli ve
bağcılığa elverişli topraklardır. Tinli topraklar ise, kalite
bağcılığı bakımından orta derecede, fakat kantite bağcılığı için
besin maddelerince zengin topraklardır.
Kalkerli topraklar şaraplık kırmızı üzüm çeşitlerinin sevdiği
topraklardır. Ancak bazı Amerikan asma anaçları yetişmez. Humuslu
toprakların bağcılık açısından önemi olmamasına rağmen iyi bir bağ
toprağında % 5-10 humusun bulunması arzu edilir.
YETİŞTİRME TEKNİKLERİ
Çeşit
Bölgemizde filoksera önemli bir sorun teşkil ettiğinden Bölge'nin
iklim ve toprak koşullarına uyabilecek ve bölge çeşitleriyle
uyuşabilecek anaçların seçilmesine özellikle dikkat edilmelidir.
Erkenci çeşitler için Berlandieri X Riparia melezlerinden koker 5BB,
420 A ve 5C anaç olarak seçilebilir. Bu anaçlar yüksek oranda kirece
ve yeterli düzeyde de nematoda dayanıklıdırlar. Orta mevsimde ve
özellikle geç dönemde olgunlaşan çeşitler için ise kirece dayanımı
yüksek, nematodlara dayanımı yeterli ve kuvvetli gelişme özelliğine
sahip Berlandieri X Rupestris melezlerinden 99 R, 1103 P ve 140
Ruggeri anaçları, tuzluluk sorunu olan yerlerde ise Solonis X
Riparis melezi olan 1616 C anaç olarak seçilmesi uygundur.
Çeşit önerisinde bulunurken, öncelikle bölgenin iklimi ve yaygın
olan üzüm değerlendirme şekilleri gözönüne alınmalıdır. Bölgemiz
birinci derecede sofralık ve kurutmalık üzüm yetiştiriciliğine çok
elverişlidir. Bölgenin erkencilik açısından sahip olduğu avantajlar
göz önüne alınırsa; erkenci sofralık üzümlerin yetiştirilmesi büyük
önem taşımaktadır. Sofralık çeşitlerin iri salkımlı, iri taneli ve
nakliyeye dayanıklı olması, şıralıkların bol şıralı ve aromalı,
kurutmalıkların ise yumuşak dokulu, kurutmaya elverişli ve
genellikle çekirdeksiz olması istenir.
GAP/BKİB'nca Şanlıurfa Koruklu Tarımsal Araştırma Enstitüsünde
yaptırılan sulu şartlarda yüksek verimli sofralık ve şaraplık üzüm
çeşitlerinin verim ve kalitesine etkisi araştırması yaptırılmıştır.
Araştırma neticesinde; sofralık çeşitlerden, Perlette, Cardinal,
M.Rein de Vigne, Panse Perecoce, hamburg misketi, Italia olup,
şaraplık çeşitlerden ise Horoz karası, Kabarcık, Carignane ve
Öküzgözü bölge bağcılığında ümit var çeşitler olarak bulunmuş.
Sulama yöntemi olarak da damla sulama tercih edildiği taktirde verim
ve kalitede artış gözlenmiştir.
Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araştırma Enstitümüz tarafından Harran
Ovası sulu koşullarında ve yüksek terbiye sisteminde
yetiştirilebilecek verimli ve kaliteli bağ çeşitlerini tesbit etmek
amacıyla yapılan çalışmada; Periette (21,840 kg/da), İtalia (19,815
kg/da), Horoz Karası (15,302 kg/da), Pance Precoce (15,135 kg/da),
Cardinal (12,135 kğ/da) çeşitleri ortalama en yüksek verim veren
çeşitler olmuştur. Verim ve kalite unsurları göz önüne alındığında
Perlette ve İtalia çeşitleri Harran Ovası sulu koşulları için
önerilmiştir.
Bölgenin en erkenci çeşidi Thannebi olmasına karşın, döllenme
sorunun olması, meyvesinde tanen oranının yüksek olması gibi olumsuz
koşullar göz önüne alınarak Bölgede, çok erkenci çekirdeksiz yüksek
verimli, nakliyeye dayanıklı ve kaliteli olan Derlette çeşidinin
bunun yanında Pance Precose Muscat Rein de Vigne, Cardinal, Perle de
Csaba erkenci sofralık çeşitlerin yetiştirilmesi uygundur.
Meyvecilikte erkenciliğin yanısıra, geç turfandacılığında büyük
kazançlar sağladığı gözönüne alınarak, İtalia çeşidinin yüksek
verime ve kalitesine karşın geçici olması nedeniyle bu yörelerde
yetiştirilmesi önerilebilir. Bunun yanında Hönüsü, Kizlar, Dökülgen,
Azeri ve Çilorez çeşitlerine de yer verilebilir
Çeşitlerin budanması, uyanması, olgunluk zamanı v.s. farklılık
gösterdiğinden böyle bağların bakımı, hasadı ve üzümün
değerlendirilmesi çok zor olmaktadır. Bu nedenle bağa konulacak
çeşit sayısı en az sayıda tutulmalı bir veya ikiyi geçmemesi tavsiye
edilir.
Toprak Hazırlığı
Bağ yeri seçildikten sonra toprağın hazırlanması işlemine geçilir.
Arazide varsa, büyük kayalar, ağaçlar ve çalılar temizlenir.
Omcaları muntazam ve düzgün dikebilmek için tümsekler düzeltilir,
çukurlar doldurularak toprak tesviyesi yapılır. Fazla su tutan
yerlerde drenaj için önlemler alınır.
Asmanın ekonomik ömrü bakım koşullarına göre değişmekle birlikte 40
yılın üzerindedir. Bu nedenle ömrü bitinceye dek dikildiği yerde
kalacağından, tesisinde çok titiz davranılmalıdır. İyi hazırlanmayan
bir yere tesis edilen bağ iyi gelişemez, ömrü kısa, verimi az olur
ve hastalıklara daha kolay yakalanır.
Yeni kurulacak bağ yeri, hiç işlenmemiş bir toprak üzerinde olacaksa
alan iyi bir şekilde işlenmelidir. Eğer eski bir bağ alanı ise
toprağı bir kaç yıl dinlendirilerek bol yeşil gübre ile
gübrelenmelidir.
Asmanın iyi büyüyebilmesi, köklerinin derine gitmesi, toprak içinde
iyi gelişmesine bağlıdır. Gelişme toprak yapısı ile ilgilidir. Tınlı
kumlu topraklarda kökler çok derine gider. Sert yapı gösteren
topraklarda köklerin derine gitmesi sınırlıdır. Bu tip toprakların
krizma yapılmasi şarttır. Bilhassa yeni bağcılıkta krizma işine daha
çok önem vermek lazımdır. Çünkü yeni bağcılıkta kullanılan Amerikan
asma anaçlarının kökleri, çok kuvvetli ve süratli büyüdüklerinden
toprağın gevşek ve süzek olması lazımdır. Asmaların gelişmemesi ve
bazı bağların zamanından önce kuruması, krizmanın yapılmaması veya
yüzlek yapılmasından ileri gelmektedir.
Krizma, bağ toprağının en az 40 cm derinlikte işlenmesidir. Bu işlem
günümüzde krizma pullukları ile yapılmaktadır. Krizma pullukları,
beygir gücü yüksek traktörlerle çekilir ve toprak 40-50 cm
derinlikte işlenir. Krizmanın yapılma zamanı sonbahar mevsimidir.
Krizma erken yapılmalı ve krizmanın bitimi ile asma fidanı dikimi
arasında en az 6-8 haftalık bir zaman olmalıdır.
Dikim
Sonbaharda krizma yapılmış arazi ilkbaharda düzeltildikten sonra,
hayvan veya makina gücü ile işlenebilecek aralık ve uzunlukta
çukurlar açılır. Bölgemiz iklimi sıcak olduğundan güneş zararlarını
azaltmak için sıralamanın doğu-batı yönünde yapılması, meyilli
arazilerde dik olması gerekir. Şimdiye kadar yapılan denemeler yeni
tesis edilecek bağlarda sıra üzerinin 1,5-2 m. sıra arasının 2,5-3
m. olması gerektiğini ortaya koymuştur.
İşaretlenmiş yerlere iki kürek derinliğinde, bir kürek genişliğinde
çukur açılır. Çukur açmanın makina ile yapılması daha avantajlıdır.
Çukurların dip kısmına yanmış çiftlik gübresi, ince toprakla
karıştırılarak konmalıdır. Dikim için fidanda budama yapılır. Yan ve
boğaz kökleri tamamiyle, dip kökler ise 10 cm üzerinden çepeçevre
kesilir. Oluşmuş sürgünlerin en kuvvetlisi bırakılır. Budaması
yapılan köklü çubuk veya aşılı köklü topraklı fidan, açılan çukurun
tam ortasına gelecek şekilde konur, fidanın gövde kısmının en az
10-15 cm.i toprak üzerinde kalacak şekilde açılan çukurlara 10-15 cm
kalınlığında toprak atıldıktan sonra fidan hava almayacak şekilde
sıkıştırılmalıdır. Daha sonra can suyu verilir ve fidanın yerini
belli etmek için yanına bir herek dikilir.
Dikim yapılırken kısır çeşitler (morfolojik erdişi, fizyolojik dişi)
saf olarak dikilmemelidir. Çünkü bu çeşitlerin polen tozlarının
döllenme yeteneği yoktur. Bunun için dikim planı sekiz omcaya bir
babalık veya iki sıraya bir dölleyici dikmek suretiyle yapılmalıdır.
Yalnız babalık olarak kullanılan çeşitlerin çiçek açma tarihleri
döllenecek çeşitle aynı tarihe denk gelmelidir.
Bağcılıkta standart dikim şekilleri vardır. Bunlar;
a. Kare dikim: İnsan gücü ile toprağı işlenen, zayıf, toprağa
dikilmiş ve kısa budama isteyen çeşitlerde uygulanır. Bu şekilde
dikimlerde mesafe 1-2 m. dir.
b. Dikdörtgen dikim: Yüksek terbiye sistemleri ile kurulmuş bağlara
verilen şekildir. Bu şekilde bağların işlenmesi hayvan veya makina
gücü ile yapılır. Sıra üzeri dar, sıra araları ise geniş tutulur.
Sıra üzerlerinin araları 1-2 m, sıra araları ise 2-3 m arasında
değişir.
c. Üçgen dikim: Bu dikimde her üç kenar birbirine eşittir. Altı omca
birleştirilince bir heksagonal şekil oluşur zor bir dikim şeklidir.
Daha çok küçük işletmelerde uygulanır.
Gübreleme
Doğru, dengeli ve zamanında yapılan gübreleme bağcılıkta ürün
miktarını ve kalitesini artırmakta ve bağların hastalık, zararlı ,
dona karşı dirençlerini de yükseltmektedir. Bu sebepten bağlarda iyi
gelişmeyi sağlamak ve yeterli ürün alabilmek için topraktan
kaldırılan besin maddelerini yeniden toprağa ilave etmek gereklidir.
Genelde bağlar organik maddece fakir olan topraklarda tesis
edilmektedir. Bu nedenle bağlar için çiftlik gübresinin önemi daha
fazladır. Ancak, çiftlik gübresi asmanın tüm besin elementleri
ihtiyacını karşılamayacağı için ticari gübreler de kullanılmalıdır.
Bağlara verilecek gübre miktarının tesbiti çok fazla faktöre bağlı
olan ve önceden bazı tahlilleri gerektiren bir işlemdir. Her bölgede
hatta her bağda ihtiyaç duyulan mineral ve organik madde miktarını
ayrı ayrı tesbit etmek daha sonra buna göre gübreleme yapmak en
isabetli yoldur. Bizim bölgemiz için tavsiye edilen gübre miktarı
saf madde olarak kuru koşullarda yerli bağ için 10 kg/da azot, 8
kg/da fosfor, sulu koşullarda kültür bağ için ise 14 kg/da azot, 9
kg/da fosfordur.
Çiftlik gübresi ile fosforlu gübreler sonbahar toprak işlemesi
sırasında sıralar arasına verilerek toprakla karışması sağlanır.
Azotlu gübrenin ise bağlara en uygun verilme zamanı ilkbaharda ilk
toprak işlemesinden hemen önce şubat-mart aylarıdır. Arzu edilirse
azotlu gübrenin ikinci yarısı nisan-mayıs aylarında da verilebilir.
Sulama
Bağların sulanması konusu, özellikle yurdumuzda sulama sistemlerinin
giderek yaygınlaşması nedeniyle önem kazanmaktadır. Asmanın büyüyüp
gelişmesi için topraktaki su miktarının daimi solma noktasının
üstünde olması gerekir.
Asmanın hızlı gelişme devresi olan mayıs-haziran ayları ile
salkımların ben düşme zamanında (Temmuz ) kök bölgesinde yeterli su
bulunmadığı hallerde omcaların gelişmesi yavaşlar, yapraklar pörsür
ve renkleri solar.
Salkımlardaki taneler normal iriliklerini alamaz ve rengi
donuklaşır, üzerlerinde güneş yanıkları artar. Böyle durumlarla
karşılaşınca bağın suya ihtiyacı olduğu anlaşılmalıdır.
Kış yağmurları normal düşmüşse toprak tarafından tutulmuş olan su
bağların bahar gelişmesine yeterli olmaktadır. Sulama imkanı olan
taban bağlarda iki defa sulama ve sulamalardan sonra tava gelince
toprak işleme çok iyi sonuç vermektedir. Kışın kurak geçmesi halinde
bir de bağlar uyanmadan önce bir su verilip ardından toprak işleme
yapılması yerinde olur.
Bölgemizde gerek su kaynaklarının kıtlığı, gerek bağ alanlarının
eğimi ve gerekse halkın ön yargısı nedeniyle bağlarda sulama
yapılmadığı görülmektedir. Ancak, yeni dikilen bağlarda yılda 2-3
defa sulama yapıldığı gözlenmiştir. Oysa Güneydoğu Anadolu Projesi
içinde yer alan bölgemizde ilkbahar ve yazın kurak geçtiği
düşünülürse bağların sulanmasının zorunlu olduğu anlaşılacaktır. Bu
nedenle özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında 3-6 kere
iklim durumuna göre sulama yapılması uygundur.
Bağlarda çiçeklenmenin hemen sonrasında ve tanelere ben düşme
başlangıcında sulamaya özellikle dikkat etmek gerekir. Kurutmalık ve
şaraplık bağlarda ise meyvenin olgunlaşmasından 3-4 hafta önce
sulama kesilmelidir.
Bağa verilecek su miktarı iklime, toprağa ve çeşide göre değişiklik
gösterir. Toprağın üstten 60-70 cm'lik kısmı suya doymalıdır. Bunu
anlayabilmek üzere sulama yapıldıktan sonra bir demir çubuk toprağa
batırılmalı ve rahatça ilerlediği derinlik suyun işleme seviyesi
olarak kabul edilmelidir. Karığın suyla doldurularak suyun sıra
sonuna ulaşması da verilecek su miktarının yeterliliğinin tesbitinde
bir ölçü olarak kullanılmaktadır.
Yurdumuzda bağlarda sulama çoğunlukla karık usulüyle yapılmaktadır.
Ancak son yıllarda damla sulama ve sprink yöntemi ile bağların
sulanması önem kazanmıştır.
Bakım
Toprak İşleme
Kültür bitkileri içinde en fazla toprak işlemesi isteyen bitki
asmadır. Yıllık yağış miktarı düşük, buna karşılık sıcaklık toplamı
yüksek olan bölgede toprak işlemesine gereken önem verilmelidir.
Sonbaharda yaprak dökümünden sonra, budamadan önce yapılacak toprak
işleme yabancı otlarla savaşımda ve kış yağmurlarının toprakta
birikmesinde etkili olmaktadır. Daha sonra biri budamadan sonra, bir
de ilkbahar geç donlarından sonra yapılacak bir toprak işleme
toprağın havalanmasını ve suyun toprakta muhafazasını sağlamaktadır.
Bu sırada çapa ile boğaz açma ve boğaz köklerinin temizliği de
önemli bakım işlerindendir. Ayrıca tane bağlamadan sonra yapılacak
toprak işlemesi ve çapa da yararlı olmaktadır. Bağlarda yabancı ot
için ilkbahar ve yaz aylarında 2-4 çapa yeterli olmaktadır.
Budama
Asmanın budanması çok bilgi ve beceri isteyen bir teknik iştir. Bu
nedenle asmanın fizyolojisini ve budama esaslarını bilmek gerekir.
Aksi halde üzümün kalitesi düşmekte, verim azalmaktadır.
Ekolojik ve kültürel sebeplerin etken olduğu budamada esas, bir
yıllık sürgünler üzerinde, üzüm çeşitlerine göre mahsuldar gözlerin
yerinin bilinmesi şartı ile asmanın kaldırabileceği kadar verimli
çubuk (göz) bırakmak ve lüzumsuz çubukları kesmektir.
Bölgemiz bağları genel olarak karışık budama şeklinde budanmakta ve
şekil olarak da düzgün olmayan gobleyi andırmaktadır. Budama zamanı
olarak görülen en hatalı uygulama sonbaharda yapılan budamadır.
Bölgemizde budama ocak-şubat, hatta mart aylarında yapılması
uygundur.
Budama şekli açısından hem daha yüksek bir verim ve kalite elde
edilmesi, hem de özellikle boncuklanmanın önlenmesi açısından 5-8
göz üzerinden uzunlu kısalı karışık budamaya imkan sağlayan telli
terbiye şekillerinden 60-80 cm gövde yüksekliğine sahip "guyot
sistemi" ya da "guyot + T" terbiye şeklinin uygulanması
önerilmektedir.
Bağ Hastalıkları, Zararlıları ve
Mücadelesi
Bağ Hastalıkları ve Mücadelesi
Bağ Küllenmesi (Uncinula Necator): Kurak bölgelerde daha çok
rastlanır. Omcanın tüm yeşil organlarında (yaprak, sap, sürgün,
salkım ve tane) görülür. Yapraklar çok küçükken hastalığa
yakalanabilir ancak, belirtileri yapraklar büyüdükten sonra kendini
gösterir. Hastalığa yakalanan yapraklar önce normal yeşil rengini
kaybeder, yaprağın alt ve üst yüzeyleri kirli beyaz renkte kül
serpilmiş gibi bir görünüm kazanır daha sonra yaprakların kenarları
kıvrılır ve normal şekillerini kaybeder. Hastalığa yakalanan
çubukların üzerinde yer yer gri renkli lekeler belirir. Meyveler ben
düşme zamanına kadar hastalığa yakalanabilirler ve hasta taneler
çatlar ve küçük kalırlar.
Çiçeklerin ve yaprakların hastalanmasıyla ürün azalmasına,
salkımların hastalanmasıyla ürünün kalitesinin düşmesine, çubukların
hastalanmasıyla da kış soğuklarından zarar görmesine neden olur.
Mücadelesi:
Kültürel Tedbirler: Hastalığın görüldüğü yerlerde bağlar
sürgün vermeden önce kabuklar temizlenmeli hastalığın bulaşma
ihtimaline karşı % 3-4 lük bordo bulamacı püskürtülmeli, verimi
etkilemeyecek derecede kısa budama yapılmalıdır.
Kimyasal Mücadele: Bir yıl önce hastalığın görüldüğü yerde
mücadele yapılır. Hastalığın görüldüğü yerlerde mücadelenin her yıl
yapılması gerekir. İlkbaharda hastalık belirtileri görülmeden ve
sürgünler 20-40 cm boylandığında ilk ilaçlamaya başlanır. Çeşit ve
şartlara göre 3-5 ilaçlama yapılır. Bağ küllemesine karşı kullanılan
klasik ve ekonomik ilaç toz kükürt'tür.
İlaçlama Zamanları:
1. İlaçlama: Çiçekten önce, sürgünler 20-40 cm boylanınca, saf
kükürt'ten dekara 1,5-2 kg veya 3-4 kg bağ kükürdü kullanılır.
2. İlaçlama: Çiçeklenmenin sonunda salkımlar tane bağladığı zaman
saf kükürt'ten dekara 3-4 kg veya 6-8 kg bağ kükürdü kullanılır.
3. İlaçlama: İkinci ilaçlamadan 15 gün sonra koruklar saçma
iriliğini aldığı zaman saf kükürtten dekara 4.5-5 kg veya 7-10 kg
bağ kükürdü kullanılır.
4. İlaçlama: Son ilaçlamadan 15 gün sonra dekara 4.5 kg saf kükürt
veya 7-10 kg bağ kükürdü atılır.
Toz kükürdün dışında hazır kükürtlü ıslanabilir toz preparatlarda
gerektiğinde hastalığa karşı kullanılabilir.
Bağ Mildiyösü (Plasmopara Viticola): Hastalık omcanın bütün
yeşil kısımlarında görülür. ilkbaharda yapraklarda yağ lekesi
şeklinde lekeler meydana gelir, sonra bu yağ lekelerinin altında
beyaz kadife gibi bir örtü meydana gelir ki bunlar
sporangisporlardır. Enfeksiyona uğrayan üzüm taneleri
kahverengileşir buruşur ve kabuğu meşin görünümünü alır.
Yaprak altlarında meydana gelen bu örtü sonradan salkımlarda yeşil
sürgünlerde ve omcanın bütün yeşil kısımlarında görülür. Hava sıcak
ve kurak geçerse bu örtü kahverengine döner. Hastalıklı salkımlar
bir müddet sonra tamamen kururlar. Fazla hastalanan omcalardan hiç
ürün alınmaz. Hasta yapraklar dökülür ve çubuklar çıplak kalır. Bir
sene mildiyö hastalığı geçiren bir omca iki sene kendini
toparlayamaz.
Mücadelesi:
Kültürel Tedbirler: Mantarın sporlarına yataklık sebebi ile
omcaların altında bulunan bir sene önceki yapraklar ilkbahar
başlangıcında toplanıp yakılmalıdır.
Kimyasal Mücadele: Mildiyö'ye karşı kullanılan ilaçlar
koruyucu ve hastalığı durdurucu etki yaptığından genç sürgünlerin
yapraklarında yağ lekelerine benzeyen sarılıklar görülür görülmez
hemen ilaç atılmalıdır. Salgın yıllarında 15 günde bir olmak üzere
en az üç ilaçlama yapılmalıdır. Mildiyö ile mücadelede bordo
bulamacı denilen, göztaşı ve bunun yarısı kadar sönmemiş kireçle
karıştırılarak hazırlanan ilaç en etkili yoldur. Hazır bakırlı
preparatlarda kullanılabilir.
İlaçlama Zamanları :
1. İlaçlama: Sürgünler 25-30 cm olduğunda % 0.75 lik doz,
2. İlaçlama: Çiçeklenmeden sonra % 1 lik doz,
3. İlaçlama: Koruklar saçma iriliğini aldığı zaman % 1.5 lik doz
tatbik edilir. ilaçlamadan sonra yağmur yağarsa ilaçlama tekrar
edilir. Havalar kurak giderse son iki ilaçlamaya gerek kalmaz.
Bağ Antrakozu: Hastalık asmanın yeşil olan her organında görülür.
Hasta yapraklar deforme olur, salkımlar danelerini silker, daneleri
üzerinde koyu kahverengi, ortası gri ve çatlak lekeler, yaz
ortasında da danelerde çatlama görülür.
Mücadelesi;
Kültürel Tedbirler: Pathojen misel halinde kışladığı için kış
budaması yapılırken üzerinde Antrakoz lekeleri bulunan çubukları
dikkatle budayıp imha etmek gerekir.
Kimyasal
Mücadele: Bağlar budandıktan sonra, gözler henüz uyanmadan bordo
bulamacı ile kış ilaçlaması yapılır.
Yağışların getireceği yeni bulaşmadan korunmak için bordo bulamacı
ile yaz ilaçlamasının sürdürülmesi yararlı olmaktadır.
Bağ Zararlıları
Bağ Filokserası: Bir çeşit yaprak biti olup Amerikan
asmasında hem kök ve yaprakta, yerli asmada ise kök formu bulunur.
Kökte yaşayan formları kışı nimf halinde asmanın ana köklerinde
geçirmektedir.
Filoksera omcaların köklerini emmek suretiyle zarar verir. Kök
uçlarının emilmesi sonucu köklerde anormal büyümeler ortaya çıkar.
Ayrıca, sürgünlerde durgunlaşma olur, boğum araları kısalır,
yapraklar küçülür ve sonuçta omcalar kurur.
Mücadelesi kültürel önlemlerle yapılmaktadır. Filoksera ile bulaşık
olanlardan hiçbir şekilde çubuk alınmamalı, bulaşık alanlarda
kurulacak bağlar Amerikan asma anaçları üzerinde aşılanmalı, anaçlar
temiz olmalı ve gerekirse çubuklar karbonsülfür ile dezenfekte
edilmelidir.
Salkım Güvesi: Ergin kelebek olan bağ zararlısının tahribatı
larva döneminde olur. Kelebeklerin üst kanatları kahve rengi,
gridir. Yumurtaları oldukça küçük olup, erginler mayıs ayında çıkar
ve yumurtalarını salkımlara koyarlar.
Salkım güvesinin en etkin zararları koruk ve bilhassa olgunlaşmış
daneleri delerek yerler ve çürümelere neden olurlar.
Zararın önlenebilmesi için kelebekler yumurtalarını bırakmadan yok
edilmesi şarttır. Zararı daha çok çiçek devresinden itibaren
arttığından bu dönemde mücadeleye başlanmalı ve 15-20 gün
aralıklarla 3-4 ilaçlama yapılmalıdır.
Bağ Göz Kurdu: Bağ göz kurdu larvaları ilkbaharda gözler
uyanmadan önce kışladıkları yerlerde gözlere doğru tırmanırlar.
Gözün içini yiyerek gözün ölmesine ve dolayısıyla açılmasına engel
olurlar. Böyle bir bağa bakıldığında don vurmuş gibi görünür.
Kültürel mücadelede, bağ göz kurdu kışı larva halinde omcanın
çubuklarında geçirdiğinden ilkbahara girerken kesilen çubuklar imha
edilmelidir. Ayrıca bağ göz kurdunun zararlı olduğu bağlar Mart
ayının ikinci yarısından itibaren gözlem altında tutularak bir
omcada 1-2 larva saptandığında ilaçlı mücadeleye geçilmelidir. |
|